ROMAN DİLLERİ, No.: IV İTALYANCA

     -1-

                                                             ROMAN Dilleri  :    VI

                                                                 PORTEKİZCE

                      PORTEKİZCE, Avrupa’da, İberik yarımadasının Atlas Okyanusuna bakan penceresinde, Trakya kadar

bir araziyi işgal eden bir ulusun kullandığı dil olmakla beraber, Güney Amerika’da Brezilya başta olmak üzere, Cebelitarık’ın hemen dışındaki Asor Adaları ve Madeira;  Afrika’nın eski sömürgelerinde ve

Asya’nın doğu sahilinin bazı kısımlarında (Macao) hala kullanılan, İspanyolca’ya oldukça benzeyen bir lisandır. Amerika’da bulunduğum yıllarda 1967-1990, Massachusetts Eyaletinin güney doğusuna, Rhode

Island’a doğru uzanmış bölgesinde yerleşmiş birçok Portekiz ailesiyle tanıştım. Daha ziyade ayakkabıcılık ve el işlerine dayanan küçük sanayi ile meşgul olurlardı. Dini festivallerine davet ederlerdi beni.

Sade giyinir, sade konuşur, ilişkilerinde yüzeysel gibi davranan çok içgörülü insanlar olarak tanıdım onları. SALEM Üniversitesinde İspanyolca kursları aldığımdan, onlarla İspanyolca konuşmaya çalışırdım,

ama gülümseyerek, söylediğim sözlerin Portekizcesini tekrarlarlar, dolaysız tenkit edeceklerine, konuşmayı hemen bir şarkıya döndürürlerdi. Siz ısrar ederseniz, sizi İngilizce konuşmaya davet ederler. (Aynı

davranışı “Fransız milli gururu” olarak nitelendirdiğim durumlarda da görebilirsiniz. Montreal’de bir lokantaya gidiyorsunuz, ve Fransız garson hanıma, oldukça iyi bir Fransızca ile menü’den bir yemek

istiyorsunuz, aldığınız yanıt İngilizce’dir!) Geçmişlerine ve yaşam adetlerine çok bağlıdırlar. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul edilen ve pek çok turist çeken Lizbon’u 1993’de ziyaret

etmiştim. Geniş asfaltlı ve heykelli sahil yolları, geniş caddeler ve fakat sessiz, pasif, medeni fakat edilgen izlenimi veren orta halli halk sokakları doldurmuş. Tarihçilerin de kabul ettikleri gibi,

Portekiz, İspanya ile birlikte -eşzamanlı- 13. yy.’dan başlayarak en şaşaalı zamanlarını 15. ve 16. yy.larda geçirip dış dünyada sömürge sahibi idiler. Tabii artık Christopher Colombus, Vasca de Gama

yalnızca anılacak büyüklerdir; Okyanusun tam kenarında, dış ticarete açık, ama dağlar ve ormanlarla kaplı ortalama 92.ooo km kare arazi ve on milyon nüfusuyla, balık, orman ve ağaç ürünleri, balık, sardalye

vb. ürünlerinin dışında hemen hiçbir sanayii olmayan, kenarda kalmış, izole bir memleket izlenimini bıraktı bende. Tarihin ilk çağlarından: Neanderthal ve Paleolitik zamanların arkeolojik kalıntılarına sahip

olmakla birlikte, kesintisiz: Kelt’lerin, Fenike’lilerin, Roma’lıların, Emevi’lerin, İspanya’nın istilasına maruz kalmış, uzun uzun savaş ve rejim değişiklikleri göstermiş bu küçük devlet ne yazık ki

tarihsel görgüsünü edebiyat ve sanata pek az aktarabilmiş, sesini pek az duyurabilmiştir. 13. yy.’da bir tür şarkı ve şiir karışımı olan “cancioneiro”larıyla meşhurdular. Bu lirik şiirler üç tür idiler:

cantiga de amor” <Karşılıksız aşk şarkıları>, “cantiga de amigo” <dost-aşığın şarkıları>, ve, “cantigo de escarnia e maldiger” <alay ve sevgi şarkıları>. Son

yüzyılın tanınmış sanatkarları: tanınmış soyut ressam: Maria Helena Vieria de Silva; yazarlar: J.B. Santos, Filipe Pires, A. victoria de Almeida ve benim gözdem, Nobel’li (1998), 1922 doğumlu José Saramago

(Körlük, Umut Tarlaları, Bütün İsimler, Ölüm Vir Varmış Bir Yokmuş, bu yıl -2009- çıkan Filin Seyahati vb. Halkın çoğu Hıristiyan, muhafazakar <o dereceye ki, bugün Lizbon’da bir çift erkek çorabı almaya

kalkışsanız, şu isimlerle karşılaşacaksınız: “peuga”, “meia de homem”, “meia curta”, “miote”, “mieta” ve “tornuca”. Yılların birikimi sadakatle saklanır.>, musevi ve müslüman. Polis istasyonları’nın adı

Portekiz’de “Esquadra, Brezilya’da “Delegacia”; Yiyecek dükkanları Portekiz’de “mercearia”, Brezilya’da “Vende”.  Halbuki dil İspanyolca’dan pek az farklı, fakat pratikte daha karmaşık ve daha az romantik ve

belirsiz, yılların sürüklediği alışkanlıklar, kurallar ve telaffuzlar. Küçücük arazide dört lehçe var: 1) Kuzey Portekizce: Galicia lehçesi; 2) Orta Portekizce; 3) Güney Portekizcesi: Lizbon havalisi, ve, 4)

Ada Portekizcesi: Brezilya ve Madeira’dakiler. Bu muhafazakarlık ve kültür alanında ve ekonomideki sınırlılığı onları konserve haline sokmuş. Roman dilleri arasında da benim en az bilebildiğim ve hakkını

verebildiğim dil. Saramago’yu okurken bu dünyaya aktarılmamış hüzün dolu ama asil nefesi hep duyumsarım. İşte, büyük üstadın “Baltasar ve Blimunda” <Gendaş Yayınları, İstanbul 1999> adlı eserinden

ödünç aldığım şu satırlar, Portekiz halkının gizemli, mazokistik, kader-
lerine boyun eğmiş izlenimi veren hayatları hakkında bizlere gerekli içgörüyü veriyor. “… Sete-Sois, sakat haliyle o çamurda sürüne

sürüne Lizbon’a giden ana yolu takip etti, sol elinden mahrum, bir parçasını İspanya’da bir parçasını Portekiz’de bırakmıştı, hepsi İspanya tahtına oturacak kişinin belirlenmesi uğruna düzenlenmiş stratejik

bir savaş yüzünden, Avusturya Charles’ı mı yoksa Fransa Philip’i mi onu belirlemek için bir Portekizlinin zaten şansı yok, ister sağlam tek kollu olsun, Portekizlinin şansı yok, ister sağlıklı ister sakat

olsun…”

                       Şimdi gelin, PEI’nin bilimsel araştırmaları ve benim kişisel temaslarımla Portekizce’yi daha yakından analiz edelim. Bir kez, f o  n o l o j i (ses birimlerini, dil yapısı

bakımından inceleyen dilbilim kolu) yönünden, Fransızların ‘burun’-nazal (nasal) tonuna benzer bir tinnitus ile konuşurlar, özellikle üzrine ‘vurgu’ yapmak (stress) zorunda kaldıkları zaman.

İngilizce’de örneğin “measure” (ölçü) sözcüğünü telaffuz edililirken kullanılan dil-‘damak’ kombinasyonu, modern İspanyolcada hemen hemen hiç görülmemesine karşın, Portekizcede bol bol kullanılır. “Heceleme”

(spelling), Portekizliler için adeta bir moda değişimi gibi, obsesif-tutku halini almış bir dil pratiğidir. Her iki üç senede bir, Portekizli ve Brezilyalı akademisyenleri bir araya gelip, dil

fonetiğinde yapılan ‘reform’(?)lar konusunda bir araya gelir giderler. (Son yüzyılda, Norveç Dil uzmanları da hiç olmazsa dört kez bir araya gelerek gereken revizyonları yapmışlardır!)

                   

Özet olarak, Portekiz dilbilimcileri, ısrarlarında bir “archaism” – ‘eski sözcük ve terimleri kullanma’ alışkanlığı sergilerler.  Pei’nin görüşüne göre, hemen bütün diğer Romans dillerinde önem, sözcüğün

‘tümü’ne odaklandığı halde, Portekiz bilgibleri hala sözcüğü olulşturan orijinal parçaların yeniden inşaı ve ifadesiyle meşguldürler. Örneğin, “to have=malik olma” fiilini alalım, ve

<chamarei> = ‘I shall call’ (onu çağıracağım!) ı söyleyeceğimizi düşünelim; onlar, “chama-lo-ei” yi (I shall call him), etimolojik olarak : “to call-him-I have”i tercih eder.

‘Gelecek’(future) ve ‘future perfect subjunctive’ (şartlı mükemmel geleceği) kullanmayı yeğlerler: <parti depois de terem falado” = I left after day had spoken t0-Onlar

konuştuktan sonra ayrıldım” diyeceklerine, kelimesi kelimesine, <I left after to have-they spoken = malik olduktan sonra- onlar konuştular> derler. Nesne zamirleri (object pronouns),

Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca’da adet olduğu üzere, fiilden evvel kullanılmazlar, ama Portekizce’de, hala eski form izlenir. Örneğin, İspanyolca’da: <le hablo = onunla konuşuyorum>,
İtalyanca’da <gli parlo>, Portekizce’de: <fallo-lhe> olarak ifade edilir.                                                                  

                     Vokabüler de daha

sert yankı verir; birbirleriyle çok ortak sözcükleri olduğu halde, İspanyolcadaki <pencere = ventana –ventillasyonla ilgili->, Portekizcede <janela>dır. İspanyolcadaki <yemek

yemek = comer>, Portekizcede <jantar>dır.

                       PORTEKİZCE, Portekiz ve Brezilya’nın resmi dilidir. İlk Portekizce metin, 1192 yılı için tesbit edimiş olup, bunu

izleyen iki yüzyıl boyunca, Katalanya dışındaki tüm İberik Yarımadası ozanları, yapıtlarında GALICIA Portekizcesini kullanmıştır. Castille ve Aragon Krtallıklarının birleşmesi üzerine Arap hakimiyeti

yarımadadan uzaklaşınca, tarihçilerin yazdığına göre, “MUSTARİP” -Acı çeken- Lehçesi ortaya çıkmış, xıv. y.y.’a kadar hakimiyeti elinde tutmuş; xıv. y.y.’da bir LEON, xv. y.y.’da da bir ARAGON lehçesi

yarımadayı hakimiyeti altına almıştır. Bu karmaşa anında, Galicia lehçesi de xv. y.y.’da gerilemiş, onun yerine 1500’de KASTİLYA Lehçesi resmi dil olmuş; kısa bir zamanda da standart Portekizce’nin

yerleşmesiyle Portekizce ile Galiçya Lehçesi birbirlerinden kat’i olarak ayrılmışlardır. Gariptir, hemen tüm Portekizlileri İsyapanyolların bildiği Portekizceden çok İspanyolca bilirler ve öyle konuşurlar;

bunun tersi pek doğru değildir. 

                                                                    G R A M E R

      Portekiz ALFABESİ 24 harften oluşmuştur; bunların 5’i

sesli (As vogais)<a,e.i.o.u>
                                                                                              19’u sessizdir (As 

consoantes) :

      A  (a)    :   Aynen Türkçe’de olduğu gibi telaffuz edilir. ‘Vurgusuz’ A’lar (‘e’ ve ‘o’ lar da)  yumuşatılarak kapalı seslendirilir. O anda, ‘a’nın ‘ı’ya

dönüşü vardır. O anda bu ünlü’lerin ardından genizden çıkan bir sessiz ‘m’ ve ‘n’ geliyorsa, ya da
                        ‘a‘=üstü umlatlı a (maalesef bilgisiyar onu işaretleyemiyor, biz de

aynını İspanyolca’da da yaptığımız gibi, üstü ‘umlat’lı ‘a,e.n’ vs.yi, iki nokta arasında ve ‘koyu’ olarak yazmayı yeğledik.) kullanılıyorsa, sesli harf, g e n z e l  bir şekilde telaffuz edilir, m  ve  n 

yuvarlatılarak adeta yutulur gibi söylenir.
     
                   Birçok sözlükler, bizlerin yararlandıkları dahil, bu yuvarlanmayı “yumuşak g=ğ harfi ile göstermeyi seçerler.) Örnekler: tempo

<téğpu>, santo <sağtu>, compra <koğprı>, pente <peğti>; m ve n  sessizleri sözlük sonunda yine yutulur: som (soğ), fim

<fiğ>.

                        International-Küçük Portekizce Lügat, İnci Kut, İnkilap Kitabevi, İst. bunu şöyle açıklıyor:”Til” denilen özel işaret yalnızca ‘a’ harfinin üzerinde kullanılarak

bu vurgulu sesliyi ‘genzel’ yapar, yani ‘a’ sesi “ao” ya da “ağ” gibi okunur:
                        irm.a. <iRmaw>, maç.a. <masağ>,

     

(be)

        (ce) :   a, o, ve u’dan önceki sözcüklerde <k> gibi telaffuz edilir:
                        örnekler:                                              

camara (f) <kamara> (oda, kamera)
                                                                                       corpo (m)   <korpu> (beden)
                                                                                       culpa (f)      <kulpa> (kabahat, suç)
                        e, i ‘den önce <se, sı, si>

gibi:             cereal (m)   <sırial>  (tahıl)
                                                                                       céu (m)        <sev>   (gökyüzü)     
                                                                                       circulo (m)   <cirkulu> (daire, çember)
                                                                                       cesta    (f)     <seşta>    (sepet)

      CH sessizleri : “ş” sesi verir: chave (f)<şavi>:

anahtar 

      D   (de)     Brezilya Portekizcesinde:                   diabo   (m)    <diabu>  şeytan   

      Ç   (cedilha – s)            
                       

vurgusuz ‘i’den -ve bazen-
                        ‘e’den önce:  ‘c’ gibi ;
                        ‘des': ‘dış’ gibi         
                                                                                        
      E   (e)        Açık-vurgulu :  ‘e’ gibi;                       eficiente (adj) <ifiséğt(ı)

> etkili
                         Kapalı-vurgusuz: ‘ı’ – ‘i’ arası             espera   (f)     <işpera>   bekleme
                                                                                        equador () <ikuador>  ekvatör

      F   (efe)     Türkçe’deki ‘f’ gibi okunur.

     

G   (ge)      İngilizce’de olduğu gibi, ‘kalın’ ‘g’ okutulmak istendiğinde, g’nin önüne
                         kalın ünlü’ler: a, o, u ve ünsüzler: l, r konur: <ga, go, gu> ve <gla,

gru>:
                         grupo (m) <grupu>=grup;  granizo(m) <granizu> dolu;
                         e, i gibi ince ünlüler, ‘g’ yi, ‘j’ okutur:  género (m)<jénıru>: cins, tür,
                         génio (m) <jényu>: yaratılış.

        (aga)    Hiç bir yerde okunmaz (Fr. ‘H muet!): historia (f) <işturya>: tarih,
                        

hospicio (m) <uşpisyu>: Hastane, -özellikle -akıl hastanesi-

       I     (i)            Türkçedeki ‘i’ gibi  okunur: incoerente (adj.)

<iğkuıreğli>: tutarsız;
                          indirecto,ta (adj.) <iğdirétu>: dolaylı          

        (jota)     sesi’nin

yazıda,  “g” ve “j” sesleriyle ifade edilir. Genel kural şudur:
                         ‘e’ ve ‘i’ ünlülerinden önce <g> harfi,
                         tüm ünlü’lerden önce <j> harfi kullanılır.

Örnekler: ginastica(f)<jinaştika>
                         (cimnastik); Jiga <ji-gı>; jacto <j.a.k-tu>

      K     (ka)    Türkçe’deki ‘k’

harfi gibi okunur. 

      L     (ele)    Özellikle kalın sesli’lerle, Türkçe’deki ‘l’ gibi:  Litro (m) <litru>: litre

      M    (eme)  Türkçe’deki ‘m’ harfi

gibi; eğer bir sesli (ünlü) harften sonra geliyorsa, hafifçe genzelleşir. Örneğin: moto(f) <motu>: motor, motorsiklet,
                          muda (f) <muda>: üstünü

değiştirme

      N     (ene)   Ünlüden sonra sessiz bir harf geliyorsa, hafifçe genzelleşir.
                          nariz (m) <nariş>: burun; naufr.a.gio (m)

<naufr.a.gyu>: deniz kazası
               nc :     indice (m) <iğdis(ı);  sançao (f) <sağs.a.w> :yaptırım
               nt :    

salvamento (m) <salvaméğtu> : kurtarma, kurtarış

      O   (o)   :     Türkçe’deki ‘o’, gibi, mamafih sözcük sonlarında ‘u’ya yaklaşan bir sesle
                          

telaffuz edilirler: parto(m) <partu> :  doğurma, doğum;
                                                         pasto (m) <paştu>:  ot, çayır.

      P   (pe) :     

Türkçe’deki ‘p’ gibi:  pastel (m) <paştel>: börek; pedaço <pıdasu>: parça

      R   (re) :       Türkçe’deki ‘r’ harfi gibi; sözcük başlarında Fransızca’da ve

Brezilya’da  olduğu gibi ‘gırtlak’tan telaffuz edilir. Orta ve sonlarda, normal ‘r’ gibi.
                            rr  olduğu zaman, geniz sesi kuvvetli hissedilir.

      S  (esse) :    

Sözcük başında ‘s’, iki sesli arasında çift ‘ss’ olarak, ayrıca da ‘ç’yi kullanarak ‘s’ sesi çıkartılmış olur:  passo (m) <pasu>: geçiş; caça<k.a.sı>: av;
                            Sözcük sonunda, ya da -ses tellerinden gelmeyen ünsüz’lerden (k,t,p) <consonante surda> sonra: ‘z’ sesi verir: terras(m) <térraş>: teras;
                            “ötümlü -ses tellerini tireşimde bırakarak oluşan ünsüzler” (b,c,d,g,ğ, j,l,m,n,r,v,y,z) <consononte sonore>önünde “ş” sesi verir: os(m)<uj>:
                            art.def. s.pl.: eril-çoğul göstergesi.  ténis(m) <téniş) : tenis.
                            Sesli harf önünde ‘ş’ sesi verir: escudo (m)<işkudu>: kalkan, arma.
                            casca (f)  <k.a.ska>: kabuk;  casco (m) <k.a.şku>: at tırnağı 
                            İki sesli arasında ‘z’

gibi:  n.a.usea (f) <n.a.uzia>: bulantı.
                            Vandalismo (m) <vağdalijmu> : vandalizm

                            Özet

olarak: S sesinin yazıdaki karşılığı ‘c’ ve ‘ç’ harfleridir: <c>nin önüne ‘e’ ve ‘i’ gibi ince ünlüleri, onu, ‘s’ okutur. ‘ç’ harfi ise hemen daima ‘s’ okunur: cigano,na (m,f)<sigano,a>:

çingene; braço <br.a.su>: kol.   

      T (te)   :       Türkçe’deki ‘t’ gibi;  <Brezilya aksanında, “vurgusuz ‘e’ ve ‘i’ den önce ‘ç’ >
                            tina (f)<tina>: küp, tekne ;   tiro(m) <tiru>: atış.

      U   (u)  :       Türkçe’deki ‘u’ gibi; genellikle ‘q’ ya refakat eder ve

okunur.
                            uivo(m) <uivu>: uluma, çığlık ;    uni.a.o (f) <uni.a.w> : birlik.

      V    (ve)

:     Türkçe’deki ‘v’ gibi;  var.a.o (m) <var.a.w>: erkek, oğlan

      X    (xis) :    ‘ş’ gibi:  peixe (m)(péyış)(ı) : balık ;  

xenofobia(f) <zşenufubia>: yabancı düşmanlığı;  xerife (m) <şırıfi> : şerif ; X.a.(m) <şa> : Şah
                           xerox (m)

<şerukş> : fotokopi, fotokopi makinesi
                           Ünlü’den önce ya da sözcük başında ‘z’ gibi

      Z     (ze)  :    Genellikle ‘Türkçe’deki ‘z'; ama sözcük

sonunda da ‘j’ gibi
                           zanga (f) <z.a.ğga>: öfke, kızgınlık ; zelar (v)<zıl.a.r>: gözetmek, bakmak

PORTEKİZCE’de

:                                   F İ İ L L E R

                              Portekizcede fiiller, ü ç  şekilde biterler:

1st Conjugaçoa
(Primeira konjugazo)

:                           < a r >  ile sonlanırlar

A M A R  =  sevmek                                 am         –      Seviyorum
                                                                    amas
                                                                    ama
(Indicative

Present)                           amamos
  -Şimdiki zaman-                                     amais
                                                                    amam
                                                                    
                                                                    amava       –        Seviyordum
                                                                   

amavas
(Imparfait) –  <anpurfé>                     amava
-Yakın geçmiş zaman-                             amavamos
                                                                    amaveis
                                                                    amavam

(Future) –  <futor>                                amarei       –       Seveceğim
 -Gelecek zaman-                                     amaras
                                                                    amara
                                                                    amaremos
                                                                    amareis
                                                                    amarao
                                                                  
ARTICLE –  ARTIGO (Harfi tarif):

<Artigo Definido> =  é, le, la, les                 le pao = 

ekmek;                le menino = çocuk
                 -Tanım Edatı-                                           singular:                               plural:
                                                   masculino:                       o                                          os
                                                  

feminino:                         a                                           as

<Artigo Indefinido> =      masculino:                      um                                       ums
                                                   feminino                          uma                                     umas   
                                                   um homem  = bir adam

;             uma mulher = bir kadın 
                                                                             

<Artigo partitivo>  =  E, de, de la, des          bebo vinho e agua =

ben şarap ve su içiyorum

                                                                                -4-

2nd  Conjuguçao
<Segunda Conjugazo>                      

<er>   ile sonlanırlar

BEBER   :    İçmek
(Indicative present)                        beb       –        İçiyorum
  -Şimdiki zaman-

                                  bebes
                                                                 bebe
                                                                

bebemos
                                                                 bebeis
                                                                 bebem

(Imparfait) –  <anpurfé>                   bebia           –         İçiyordum
 -Yakın geçmiş zaman-                         bebias
                                                                 bebia
                                                                 bebiamos
                                                                 bebieis
                                                                 bebiam

(Future) –

<futor>                               beberei      –         İçeceğim
-Gelecek zaman-                                   beberas
                                                                 bebera
                                                                 bebereamus
                                                                 bebereis
                                                                 beberao

ADJECTIVO 

(Sıfat)                           Belo =  İyi, güzel; – pl.: belos

Adjectivos e pronomes demonstrativos :       Um : Bu,               Orada :  la

                       

Masculino                                Feminine                         Neutro 

                        este – estes                                   esta

– estas                      isto (bu,bunlar)
                        esse – esses                                   essa – esses                     isso (şu, şunlar)
                        aquele-

aqueles                             aquela-aquelas               aquilo

                                                            O que =  o que fala = konuşan budur

Adjectivos e

pronomes possesivos Um Possuidor  = İyelik Sıfat ve Zamirleri :

masc. sing.:                                meu (benim)             teu (senin)          sev-dele (onun)
mas.

plur.:                                 meus (bizim)             teus (sizin)          seus-dele (onların)   

fem. sing.:                                  minha                        

tue                       sua (dela)
fem. plur.:                                  minhas                       tuas                     sues (dela)

                                                                          o meu jardim e a minha caoz
                                                                       = benim bahçem ve evim
        

                                                                 E um libro :  Benim kitabım,
                                                                          sao livros :  Senin kitapların

                                                                               -5-

3rd Cunjugaçao
<Terceira conjugazo>                      < i r >   ile

sonlanırlar
UNIR   :     Birleştirmek
(Indicative Present>                           un          –          Birleştiriyorum
 -Şimdiki zaman-

                                 unes
                                                               une
                                                              

unimos
                                                               unis
                                                               unem

(Imparfait) – 

<anpurfé>                    unia         –           Birleştiriyordum
 -Yakın geçmiş zaman-                        unias
                                                                unia
                                                                uniamos
                                                                unieis
                                                                uniam                 

(future) –  

<futor>                               unirei       –            Birleştireceğim
  -gelecek zaman-                                  uniras
                                                                 unira
                                                                 uniremos
                                                                 unireis
                                                                 unirao

PRONOME  :  Zamir
Pronomes complemento directo :    Ben seni görüyorum :   vejo-te
     (me,te,se; nous,vous,ils)                         O sizi görüyor :             ve-vos
Que – pronom demonstrative-                  O livro que lelo  :  Okuduğum kitap!
Qui – Quem :          (Kimi?)                         Em quo pensus?  :    Kimi düşünüyorsun? 
Qual – Quel 

(Ne?)                                       qual é o nome dele?     Onun ismi ne?
Cujo (değiller-don’t)                                    Aquele cojos filhos estero aqui? Bunlar onların burada olmayan

çocukları
Dele  (ondan…)                                             Falo dele :  Ben ondan bahsediyorum…
nisso :   (orada…)                                          estou nisso  :  Ben oradayım…

                                                             v.a.rii voc.a.buli e coversas 

                      Evet :   sim
                      Hayır :  n.a.o
                      Pardon :   perd.a.o; desculpe     (e okunmaz)
                      Lütfen :  Se faz fav.o.r   (z okunmaz!)
                      Bay : 

Senhor (segnor)
                      Bayan :  Senhora  (segnora)
                      Hanımkız :  Menina (me-na)
                      Günaydın : Bom dia    

(m okunmaz!)

                      Merhabe, iyi günler (öğleden sonra):  Boa tarde
                      İyi geceler :  Boa noite  (noyt)
                      Teşekkür

:    Obrigado (abr-ou)
                      Bir şey değil : N.a.o tem de qué (nou tay-dke)
                      Niçin :   Porqué?    (Spa.)
                      Çünkü : Porqué      (Spa.)

                      Bana söyleyebilir misiniz :    Pode dizer-me? <poddizérme>
                      Yavaş konuşun :                     Fale devager, se faz favor  <fal devage>
                      Tekrarlayın :                           Faça o favor de repetir <faça o favor derrepetir>
                      Onu yazınız, lütfen :               Faça o favor de escrevé-lo

<de hervelu>

                                                                            *

                       Tüm bu seri’nin: LATİNCE bölümünün başlangıcında açıkça söylediğimiz gibi, bu seriyi

yazmaktan gayemiz, tüm ROMAN dillerini öğretmek değil -ki bu zaten had ve kudretimizin dışında-, bir ana dil’den, yerel kültürlere göre nasıl benzer oğullar,kızlar: yeni nesiller = ulus diller çıkıyor. Bu

kadar tarihsel ve gramatik öz ve gelişim, transformasyon notlarını altı bölüme bölerek yazdıysak, sizlere hala aralarında ne kadar benzerlik -dolayısıyla hemen hepsini öğrenmekte kolaylık olduğunu küçük bir

listeyle sunmak istiyoruz:

 LATİNCE    FRANSIZCA    İTALYANCA   İSPANYOLCA   PORTEKİZCE    -Türkçe-
<Latinum>        <French>       

 <Italian>           <Spanish>       <Portuguese>

accusarer          accuser              accusare               acusar            acusar              itham etm.
portare               porter                portare                 portar            transportar     taşımak
materia              matériel            

materia                 materia         matéria            madde 
terra                    terra                  terra                     tierre             terra                 toprak,

kara
formo                  forme                 forma                    forma            forma                forma, şekil
familia              

famille                famiglia                familia           familya             aile
litterae-rum        lettre                  littere                   letra              létra                  harf,

edebiyat

                       

                                                                 ————
       
         

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>